Cinsel ilişki sırasında vajinanızdan tuhaf sesler mi çıkıyor?
Doğum sonrasında cinsel ilişki sırasında vajinanızdan gaz çıkarma ya da hava boşalmasına benzer sesler mi geliyor? Cinsel ilişki sırasında her iki tarafa da rahatsızlık verebilen, bazen kadınların utanmasına da yol açan bu durum neden kaynaklanır?
Penisin içeri hava itmesi
Eğer çıkan seslerin penisin içeri hava itiyor olmasından kaynaklandığını hissediyorsanız, seslerin nedeninin gerçekten de bu durum olma olasılığı yüksektir.
Vajina, bebeğin çıkışına olanak vermek üzere pliye benzer kıvrımlı duvarları olan son derece esnek boru biçimli bir yapıdır. Vajina duvarları pelvik organlar için bir çeşit yatak işlevi gören pelvis tabanından çıkan güçlü doku kılıflarına bağlıdır. Tahmin edebileceğiniz üzere doğum tüm bu bölgenin ebat ve şeklinin geçici olarak değişmesine neden olabilir. Elbette doğum sonrasında vajinada oluşacak değişimin miktarı bebeğin boyutları, doğum sırasında ıkınma süresi, genetik kas ve doku yapısı çeşitli unsurlara bağlı olarak farklılık gösterir.
Yine de, her halükarda vajina hamilelik öncesine kıyasla daha genişlemiştir. Bu genişleme ilişki sırasında havanın vajina içerisinde sıkışmasını kolaylaştırır. Bu durumda da çıkan sesler sıkışan havanın serbest kalmasından kaynaklanan sesler olacaktır.
Bu hal sona erecek mi?
Zamanla vajina orijinal şekil ve ebadını kazanacak ya da en azından buna çok yakın bir hal alacaktır. Bu süreci hızlandırmanın en iyi yolu ise Kegel Egzersizleridir (idrar çıkışını kontrol etmek için kullanılan kasların sıkılıp bırakılması). Kegel Egzersizleri vajina kaslarını güçlendirerek seslerin azalmasına yardımcı olacaktır.
İlişki sırasında ağrı ve bağırsak gazının vajinadan çıktığı hissi
İlişki sırasında ağrı duyulmasının çeşitli nedenleri olabilir. Özellikle doğum sonrasında yaşanan ağrılar, penisin ıkınma nedeniyle hafifçe aşağı inmiş olan rahim ve rahim ağzına (serviks) çarpmasından kaynaklanabilir. Böyle bir durumda çeşitli pozisyonları deneyerek, daha rahat hissedeceğiniz pozisyonları keşfedebilirsiniz.
Ancak ağrının kalıcılık göstermesi veya çok şiddetli olması ve bağırsak gazınızın vajinadan çıktığı hissini yaşamanız durumunda mutlaka doktorunuza başvurarak muayeneden geçmeniz gereklidir. Bu durum rektum ve vajina arasında bulunan dokudaki bir yaraya işaret eden rektovajinal fistülden kaynaklanabilir. Böyle bir yara bağırsakta vajinaya gaz ve hatta bazı hallerde dışkı sızmasına neden olabilir.
Gönderen
leventt
8 Haziran 2010 Salı
Etiketler: Cinsel ilişki, tuhaf sesler mi çıkıyor, Vajina koruyucuları 1 yorum
Orgazm hakkında 3 iyi şey
Orgazm, cinsel yaşamın en önemli gerçeği...
Uzmanlar, sağlıklı orgazmla ilgili '3 iyi şey'i şöyle açıklıyor.
ARTIK uzmanlarca da resmen onaylandı. Orgazm sizi sadece zevkin doruklarına çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlığınızı da pozitif anlamda maksimum derecede etkiliyor. Yani özetle, orgazmın regl sancılarından uykusuzluğa kadar pek çok hastalığa iyi geliyor... Nasıl mı? Cevabı aşağıdaki yazıda....
ERKEĞİ KURTARIR
BRİSTOL Üniversitesi"nde yapılan bir araştırma, orgazm oranı yüksek kişilerin orgazm olmayan kişiye göre daha düşük bir ölüm riski taşıdıklarını göstermiş. 10 yıl süren araştırma, haftada ikiden fazla orgazm olabilen erkeklerin ayda sadece birkaç kez orgazm olan erkeklere göre yüzde 50 oranında daha az ölüm riski taşıdığını kanıtlamış. Yine orta yaştaki erkekler üzerinde yapılan uzun araştırmalar, erkeklerin orgazm esnasında kalp krizi riskini azalttığı bilinen DHEA isimli bir hormon salgıladıklarını göstermiş. Tüm bu bilgiler ışığında herhalde orgazmın gerçekten hayat kurtardığını söyleyen bir kişiye siz de hak verirsiniz. Artık siz de 'Biliyor musunuz, Ayşe dün gece hayatımı kurtardı! Nasıl mı? Tabi ki benimle sevişerek...' gibi Amerikan esprileri yapabilirsiniz...
GÜÇLÜ SAVUNMA
UZMANLAR, düzenli seksin, (özellikle meme ucu bolca okşandığında) kanser riskini azalttığını söylüyor. Çünkü laboratuvar ortamında yapılan araştırmalar, seks esnasında göğüs kanseri hücrelerini baskılayan oxytocin isimli hormonun salınımının arttığını gösteriyor. Göğüs masajının lenf akışını artırdığı ve zararlı maddeleri dışarıya attığı biliniyordu. Yine annelerin çocuklarını emzirmelerinin de onları göğüs kanserinden koruyan bir faktör olduğu tespit edilmişti. Bu durumda aklınıza 'Peki bebeği olmayan kadınlar kanserden korunmak için ne yapacak?" sorusu gelebilir. İşte bu sorunun cevabı ise göğüs uçlarının bolca okşandığı seks!
AĞRILARA SON
KADINLARIN yüzde 10"u, ağrılı regl dönemi, ağrılı cinsel ilişki, regl öncesinde karın ağrısı, sırt ağrısı, enerji azlığı gibi etkileri olan endometriozisten muzdarip. Yine çoğu kadın regl döneminde endometriozis kaynaklı olmasa da çeşitli ağırlar çekiyorlar. Amerika"da 2 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırma mensturasyon döneminde seks yapan kadınların regl dönemini daha rahat geçirdiğini göstermiş. Yani özetle orgazm, menstural yıkıntıyı azaltarak ağrıların azalmasına da yardımcı oluyor.
Orgazm, cinsel yaşamın en önemli gerçeği...
Uzmanlar, sağlıklı orgazmla ilgili '3 iyi şey'i şöyle açıklıyor.
ARTIK uzmanlarca da resmen onaylandı. Orgazm sizi sadece zevkin doruklarına çıkarmakla kalmıyor, aynı zamanda sağlığınızı da pozitif anlamda maksimum derecede etkiliyor. Yani özetle, orgazmın regl sancılarından uykusuzluğa kadar pek çok hastalığa iyi geliyor... Nasıl mı? Cevabı aşağıdaki yazıda....
ERKEĞİ KURTARIR
BRİSTOL Üniversitesi"nde yapılan bir araştırma, orgazm oranı yüksek kişilerin orgazm olmayan kişiye göre daha düşük bir ölüm riski taşıdıklarını göstermiş. 10 yıl süren araştırma, haftada ikiden fazla orgazm olabilen erkeklerin ayda sadece birkaç kez orgazm olan erkeklere göre yüzde 50 oranında daha az ölüm riski taşıdığını kanıtlamış. Yine orta yaştaki erkekler üzerinde yapılan uzun araştırmalar, erkeklerin orgazm esnasında kalp krizi riskini azalttığı bilinen DHEA isimli bir hormon salgıladıklarını göstermiş. Tüm bu bilgiler ışığında herhalde orgazmın gerçekten hayat kurtardığını söyleyen bir kişiye siz de hak verirsiniz. Artık siz de 'Biliyor musunuz, Ayşe dün gece hayatımı kurtardı! Nasıl mı? Tabi ki benimle sevişerek...' gibi Amerikan esprileri yapabilirsiniz...
GÜÇLÜ SAVUNMA
UZMANLAR, düzenli seksin, (özellikle meme ucu bolca okşandığında) kanser riskini azalttığını söylüyor. Çünkü laboratuvar ortamında yapılan araştırmalar, seks esnasında göğüs kanseri hücrelerini baskılayan oxytocin isimli hormonun salınımının arttığını gösteriyor. Göğüs masajının lenf akışını artırdığı ve zararlı maddeleri dışarıya attığı biliniyordu. Yine annelerin çocuklarını emzirmelerinin de onları göğüs kanserinden koruyan bir faktör olduğu tespit edilmişti. Bu durumda aklınıza 'Peki bebeği olmayan kadınlar kanserden korunmak için ne yapacak?" sorusu gelebilir. İşte bu sorunun cevabı ise göğüs uçlarının bolca okşandığı seks!
AĞRILARA SON
KADINLARIN yüzde 10"u, ağrılı regl dönemi, ağrılı cinsel ilişki, regl öncesinde karın ağrısı, sırt ağrısı, enerji azlığı gibi etkileri olan endometriozisten muzdarip. Yine çoğu kadın regl döneminde endometriozis kaynaklı olmasa da çeşitli ağırlar çekiyorlar. Amerika"da 2 bin kadın üzerinde yapılan bir araştırma mensturasyon döneminde seks yapan kadınların regl dönemini daha rahat geçirdiğini göstermiş. Yani özetle orgazm, menstural yıkıntıyı azaltarak ağrıların azalmasına da yardımcı oluyor.
Kadınlarda bilek kanalı sendromu (karpal tünel sendromu)
Ellerde ağrı ve uyuşmaya neden olan karpal tünel sendromu her iki elde birlikte ve baskın kullanılan elde daha belirgin olarak çıkar. Kolun ön kısmında bulunan median sinirin bilekte bağların altındaki kanaldan geçerken baskı altında kalması sonucu oluşur. Ana belirtisi uyuşma ve ağrıdır. Ağrı parmaklara, kollara omuza kadar yayılabilir, uyuşma yalnız elde olur. Zamanla ellerde güçsüzlük, el kaslarında incelme ve erime ortaya çıkabilir.
Bazı kişilerde median sinirin geçtiği bu kanal doğuştan dardır. Mesleki veya tekrarlayıcı bilek hareketleri ile sinir baskı altında kalabilir. Daktilo veya bilgisayar kullanma, yazı yazma, örgü örme, çekiç kullanma gibi hareketler bunlar arasındadır. Hamilelik, şeker hastalığı bazı romatizmal hastalıklar gibi bu bölgede bağlarda şişmeye sebep olan durumlarda sinir sıkışması ortaya çıkar.
Kesin tanı kas ve sinirlerin özel bir alet yardımı ile muayene edilmesini sağlayan elektromiyografi tetkiki ile konur. Tedavisinde zorluk yaratan hareketlerden kaçınmak esastır. Yapılması zorunlu hareketlerde de bazı destekler kullanarak bükülme azaltılmalıdır. İlave olarak bileği sabit pozisyonda tutacak takıp çıkarılan splint veya atel denilen araçlar kullanılır. Kısa süreli iltihabı önleyici ilaçlar tedavide kullanılmaktadır.
Bilek bölgesine enjeksiyonlar veya bağların gevşetilmesine yönelik ameliyatlar da uygulanabilmektedir.
Ellerde ağrı ve uyuşmaya neden olan karpal tünel sendromu her iki elde birlikte ve baskın kullanılan elde daha belirgin olarak çıkar. Kolun ön kısmında bulunan median sinirin bilekte bağların altındaki kanaldan geçerken baskı altında kalması sonucu oluşur. Ana belirtisi uyuşma ve ağrıdır. Ağrı parmaklara, kollara omuza kadar yayılabilir, uyuşma yalnız elde olur. Zamanla ellerde güçsüzlük, el kaslarında incelme ve erime ortaya çıkabilir.
Bazı kişilerde median sinirin geçtiği bu kanal doğuştan dardır. Mesleki veya tekrarlayıcı bilek hareketleri ile sinir baskı altında kalabilir. Daktilo veya bilgisayar kullanma, yazı yazma, örgü örme, çekiç kullanma gibi hareketler bunlar arasındadır. Hamilelik, şeker hastalığı bazı romatizmal hastalıklar gibi bu bölgede bağlarda şişmeye sebep olan durumlarda sinir sıkışması ortaya çıkar.
Kesin tanı kas ve sinirlerin özel bir alet yardımı ile muayene edilmesini sağlayan elektromiyografi tetkiki ile konur. Tedavisinde zorluk yaratan hareketlerden kaçınmak esastır. Yapılması zorunlu hareketlerde de bazı destekler kullanarak bükülme azaltılmalıdır. İlave olarak bileği sabit pozisyonda tutacak takıp çıkarılan splint veya atel denilen araçlar kullanılır. Kısa süreli iltihabı önleyici ilaçlar tedavide kullanılmaktadır.
Bilek bölgesine enjeksiyonlar veya bağların gevşetilmesine yönelik ameliyatlar da uygulanabilmektedir.
Vajina koruyucuları: Laktobasiller
Vajinanın diğer organlara göre en önemli farklılıklarından biri bölgenin zararlı bakterilere karşı savunmasında bizzat bakterilerin görev almasıdır. Laktobasil adı verilen ve asit ortamda üreme özelliği olan bakteriler vajinanın içinde enfeksiyon yapabilecek diğer bakterilerin çoğalmasına engel olurlar. Vajina duvarında yer alan hücreler içerisinde östrojen hormonu sayesinde depolanan glikojen (glikojen glikoz adlı şekerin depo şeklidir) önce şekere sonra laktik aside dönüşerek vajinanın asit ortamının devamını ve laktobasillerin çoğalmasını sağlar.
Genital hijyeni korumak için vajinada laktobasil-asit ortam ikilisinin korunması gerekir. Enfeksiyon yapıcı bakterilerin laktobasillere üstün gelerek vajinayı işgal etmesi, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle laktobasiller azaldığında vajinanın asit ortamı bozulur ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır. Vajinaya kimyasal maddelerin temas etmesi, östrojen üretiminin azalması nedeniyle glikojen depolarının azalması gibi nedenlerle vajinanın asit ortamı azaldığında laktobasiller azalır ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır.
Vajinanın diğer organlara göre en önemli farklılıklarından biri bölgenin zararlı bakterilere karşı savunmasında bizzat bakterilerin görev almasıdır. Laktobasil adı verilen ve asit ortamda üreme özelliği olan bakteriler vajinanın içinde enfeksiyon yapabilecek diğer bakterilerin çoğalmasına engel olurlar. Vajina duvarında yer alan hücreler içerisinde östrojen hormonu sayesinde depolanan glikojen (glikojen glikoz adlı şekerin depo şeklidir) önce şekere sonra laktik aside dönüşerek vajinanın asit ortamının devamını ve laktobasillerin çoğalmasını sağlar.
Genital hijyeni korumak için vajinada laktobasil-asit ortam ikilisinin korunması gerekir. Enfeksiyon yapıcı bakterilerin laktobasillere üstün gelerek vajinayı işgal etmesi, antibiyotik kullanımı gibi nedenlerle laktobasiller azaldığında vajinanın asit ortamı bozulur ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır. Vajinaya kimyasal maddelerin temas etmesi, östrojen üretiminin azalması nedeniyle glikojen depolarının azalması gibi nedenlerle vajinanın asit ortamı azaldığında laktobasiller azalır ve vajinada enfeksiyon kolaylaşır.
Meme kanseri artık ölüm nedeni değil
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. 35-45 yaş arası kadın ölümlerinin en sık nedeni meme kanseridir. Her 10 kadının birinde meme kanseri görülmektedir. Toplumda ortalama her 100 bin kadının 20’sinde meme kanseri vardır.
Erkeklerde kadınlara göre meme kanseri daha nadir görülmektedir. Fakat bunlarda da seyir daha hızlı ve kötüdür.
Memorial Hastanesi Genel Cerrahi bölümü doktorları meme kanserinin nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak burada, kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebileceğini belirtmektedir.
Meme kanseri için kesinleşmiş risk faktörleri şunlardır;
- Yaşın ileri olması (45-55 yaş arası en sık görülen yaş aralığıdır. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar),
- Annede 50 yaş altında meme kanseri görülmesi veya annenin her iki memesinde de meme kanseri olması,
- Hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumunu 35 yaşın üstünde yapmak (20 yaş altında doğum yapanlarda meme kanseri daha az görülür),
- Emzirememek,
- İlk adetin 12 yaş altında görülmesi,
- Geç menopoza girmek (55 yaş üstü),
- Menopoz sonrası dönemde gelişen şişmanlık,
- Yumurtalık yada rahim kanseri olanlar,
- Beslenmede doymamış yağların aşırı kullanımı (margarinler)
Meme kanserinde erken tanı yaşamı etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Erken tanı sayesinde günümüzde meme kanserinden ölümler yarıya inmiştir. Memenin korunmasına ve daha kaliteli yaşama olanak sağlaması, erken tanıyı daha da önemli hale getirmektedir. Meme kanserinin erken evrede saptanması büyük ölçüde mamografik tarama ile mümkün olmuştur. Tarama programları yaygınlaştıkça saptanan nonpabl yani ele gelmeyen erken evre meme kanseri sayısı da giderek artmaktadır.
Meme kanserine erken dönemde tanı koyabilmek için gelişmiş ülkelerde 40 yaş üstü kadınlarda yıllık mamografi takipleri yapılmaktadır.
Meme hastalıklarında en uygun tedavi yönteminin seçilmesi ancak hastalığa doğru ve kesin bir tanı koyulması ile mümkündür. Doktor veya hasta tarafından memede bir lezyon tespit edildiği zaman her şeyden önce bu lezyonun tabiatının kesin bir şekilde anlaşılması gerekir. Bu da hastanın durumunun iyi değerlendirilmesi ve kesin tanı konulması ile gerçekleşir. Şüphesiz yapılan çalışmalarda en büyük görev hastayı ilk defa gören ve muayene eden hekime düşmektedir.
Kesin tanıya kadar memede saptanan her lezyonun kanser olabileceği olasılığı akıldan çıkarılmamalıdır. Memelerinde bir şiş oluştuğu zaman bunun önemini kavrayamayan hastalar, erken evrede tedavi olmasa ne gibi sorunlar çıkacağını düşünememektedirler. Memedeki kitle zamanla büyük boyutlara ulaştığında hekime başvurmaktadırlar. Meme kanserinde hastaya bağlı tanı gecikmesinin ikinci önemli nedeni psikolojik faktörlerdir. Bazı hastalar doktorun kendilerinde kötü bir hastalık olduğunu söyleyeceğinden korkarak hekime gitmezler. Bu çok yanlış bir düşüncedir. Zira memede kötü huylu bir hastalık varsa bir an önce teşhis ve tedavi edilmelidir. Memedeki hastalık iyi huylu bir hastalığa bağlıysa da tedavisi erken dönemde yapılır. Meme şikayeti ile doktora başvuran kadınların ancak 10 tanesinin birinde meme kanseri tespit edilmektedir. Halk arasındaki bir yanlış inanış da "kanserin ameliyatla azacağı" düşüncesidir.
Hastaların Kendini Kendini Muayenesi
Memedeki lezyonların saptanmasında kadınların kendi memelerini muayene edebilmeleri çok önemlidir. Meme kanserinin erken bir dönemde teşhis edilmesini sağlar ve dolayısıyla tedavide başarı şansı artar. 20 yaşından büyük kadınlar her ay kendileri meme kontrollerini yapmalıdırlar. En uygun zaman adet bitiminden sonraki 2. ve 3 . günlerdir. Bu dönemlerde memelerde şişme ve hassasiyet çok daha düşüktür. Menopoza girmiş kadınlar ise muayene için her ayın ilk günü gibi bir günü seçebilirler. 40 yaşın üstündeki kadınlar yılda en az 1 kez mamografi ile kontrol yaptırmalıdırlar.
Meme Kanserinin Belirtileri
- Memede ele gelen kitle, şişlik,
- Meme derisinde çöküntü ( Retraksiyon )
- Meme derisinin portakal kabuğu görünümünü alması,
- Meme derisinde veya meme başında egzamaya benzeyen iyileşmeyen yaralar,
- Meme başından kanlı akıntı gelmesi,
- Meme başının içeriye doğru çökmesi,
- Memenin boyutlarında küçülme yada büzülme,
- Meme uçlarının içe dışa veya yukarıya doğru kıvrılması,
- Koltuk altında ele gelen şişlik.
Tedavi Yöntemleri
Meme kanseri tespit edilmiş hastaların kanserin boyutuna göre, tedavi yöntemleri değişmektedir. Erken dönemde gelen hastaların tedavisinde memesinin tamamı alınmamakta, sadece tümörlü kısım etrafındaki sağlam doku ile çıkartılmaktadır. Eğer koltuk altında yayılma varsa, tedaviye radyoterapi veya kemoterapi ilave edilmektedir.
Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser türüdür. 35-45 yaş arası kadın ölümlerinin en sık nedeni meme kanseridir. Her 10 kadının birinde meme kanseri görülmektedir. Toplumda ortalama her 100 bin kadının 20’sinde meme kanseri vardır.
Erkeklerde kadınlara göre meme kanseri daha nadir görülmektedir. Fakat bunlarda da seyir daha hızlı ve kötüdür.
Memorial Hastanesi Genel Cerrahi bölümü doktorları meme kanserinin nedeninin tam olarak bilinmediğini ancak burada, kalıtım, beslenme şekli, sosyo-ekonomik durum, regl durumu, doğumlar, doğum kontrol hapları gibi birçok faktörden bahsedilebileceğini belirtmektedir.
Meme kanseri için kesinleşmiş risk faktörleri şunlardır;
- Yaşın ileri olması (45-55 yaş arası en sık görülen yaş aralığıdır. Yaş ilerledikçe görülme sıklığı artar),
- Annede 50 yaş altında meme kanseri görülmesi veya annenin her iki memesinde de meme kanseri olması,
- Hiç doğum yapmamış olmak veya ilk doğumunu 35 yaşın üstünde yapmak (20 yaş altında doğum yapanlarda meme kanseri daha az görülür),
- Emzirememek,
- İlk adetin 12 yaş altında görülmesi,
- Geç menopoza girmek (55 yaş üstü),
- Menopoz sonrası dönemde gelişen şişmanlık,
- Yumurtalık yada rahim kanseri olanlar,
- Beslenmede doymamış yağların aşırı kullanımı (margarinler)
Meme kanserinde erken tanı yaşamı etkileyen en önemli faktörlerden biridir. Erken tanı sayesinde günümüzde meme kanserinden ölümler yarıya inmiştir. Memenin korunmasına ve daha kaliteli yaşama olanak sağlaması, erken tanıyı daha da önemli hale getirmektedir. Meme kanserinin erken evrede saptanması büyük ölçüde mamografik tarama ile mümkün olmuştur. Tarama programları yaygınlaştıkça saptanan nonpabl yani ele gelmeyen erken evre meme kanseri sayısı da giderek artmaktadır.
Meme kanserine erken dönemde tanı koyabilmek için gelişmiş ülkelerde 40 yaş üstü kadınlarda yıllık mamografi takipleri yapılmaktadır.
Meme hastalıklarında en uygun tedavi yönteminin seçilmesi ancak hastalığa doğru ve kesin bir tanı koyulması ile mümkündür. Doktor veya hasta tarafından memede bir lezyon tespit edildiği zaman her şeyden önce bu lezyonun tabiatının kesin bir şekilde anlaşılması gerekir. Bu da hastanın durumunun iyi değerlendirilmesi ve kesin tanı konulması ile gerçekleşir. Şüphesiz yapılan çalışmalarda en büyük görev hastayı ilk defa gören ve muayene eden hekime düşmektedir.
Kesin tanıya kadar memede saptanan her lezyonun kanser olabileceği olasılığı akıldan çıkarılmamalıdır. Memelerinde bir şiş oluştuğu zaman bunun önemini kavrayamayan hastalar, erken evrede tedavi olmasa ne gibi sorunlar çıkacağını düşünememektedirler. Memedeki kitle zamanla büyük boyutlara ulaştığında hekime başvurmaktadırlar. Meme kanserinde hastaya bağlı tanı gecikmesinin ikinci önemli nedeni psikolojik faktörlerdir. Bazı hastalar doktorun kendilerinde kötü bir hastalık olduğunu söyleyeceğinden korkarak hekime gitmezler. Bu çok yanlış bir düşüncedir. Zira memede kötü huylu bir hastalık varsa bir an önce teşhis ve tedavi edilmelidir. Memedeki hastalık iyi huylu bir hastalığa bağlıysa da tedavisi erken dönemde yapılır. Meme şikayeti ile doktora başvuran kadınların ancak 10 tanesinin birinde meme kanseri tespit edilmektedir. Halk arasındaki bir yanlış inanış da "kanserin ameliyatla azacağı" düşüncesidir.
Hastaların Kendini Kendini Muayenesi
Memedeki lezyonların saptanmasında kadınların kendi memelerini muayene edebilmeleri çok önemlidir. Meme kanserinin erken bir dönemde teşhis edilmesini sağlar ve dolayısıyla tedavide başarı şansı artar. 20 yaşından büyük kadınlar her ay kendileri meme kontrollerini yapmalıdırlar. En uygun zaman adet bitiminden sonraki 2. ve 3 . günlerdir. Bu dönemlerde memelerde şişme ve hassasiyet çok daha düşüktür. Menopoza girmiş kadınlar ise muayene için her ayın ilk günü gibi bir günü seçebilirler. 40 yaşın üstündeki kadınlar yılda en az 1 kez mamografi ile kontrol yaptırmalıdırlar.
Meme Kanserinin Belirtileri
- Memede ele gelen kitle, şişlik,
- Meme derisinde çöküntü ( Retraksiyon )
- Meme derisinin portakal kabuğu görünümünü alması,
- Meme derisinde veya meme başında egzamaya benzeyen iyileşmeyen yaralar,
- Meme başından kanlı akıntı gelmesi,
- Meme başının içeriye doğru çökmesi,
- Memenin boyutlarında küçülme yada büzülme,
- Meme uçlarının içe dışa veya yukarıya doğru kıvrılması,
- Koltuk altında ele gelen şişlik.
Tedavi Yöntemleri
Meme kanseri tespit edilmiş hastaların kanserin boyutuna göre, tedavi yöntemleri değişmektedir. Erken dönemde gelen hastaların tedavisinde memesinin tamamı alınmamakta, sadece tümörlü kısım etrafındaki sağlam doku ile çıkartılmaktadır. Eğer koltuk altında yayılma varsa, tedaviye radyoterapi veya kemoterapi ilave edilmektedir.
Pap smear testi (Vajinal smear)
Pap test, servikal kanser ve kanser öncüsü hücrelerin teşhisi için kullanılan bir tarama testidir. Muayene sırasında rahim ağzından yumuşak bir fırça yardımıyla hücrelerden örnek alınır ve patoloji laboratuarında incelenir. Genel olarak, cinsel olarak aktif olan tüm kadınlarda yılda bir kez uygulanması gerekir.
Pap testi ne için kullanılır?
Tedavi edilmemesi halinde ileride servikal kansere dönüşebilecek olan kanser öncüsü değişikliklerin belirlenmesi ve servikal kanserin henüz başlangıçta yakalanabilmesi amacıyla kullanılır.
Pap testi nasıl uygulanır?
Genellikle rutin jinekolojik muayene sırasında uygulanır. Doktorunuz spekülüm denen ve rahim ağzı ile birlikte vajinanın da görülmesini sağlayan bir aparatla vajina ve serviksi gördükten sonra, yumuşak bir fırça serviks dokusuna sürülerek hücre örnekleri alması sağlanır. Alınan hücre örnekleri lam denen cam parçaları üzerine aktarılarak incelenmek üzere sitopatoloji laboratuarına gönderilir.
Pap test, servikal kanser ve kanser öncüsü hücrelerin teşhisi için kullanılan bir tarama testidir. Muayene sırasında rahim ağzından yumuşak bir fırça yardımıyla hücrelerden örnek alınır ve patoloji laboratuarında incelenir. Genel olarak, cinsel olarak aktif olan tüm kadınlarda yılda bir kez uygulanması gerekir.
Pap testi ne için kullanılır?
Tedavi edilmemesi halinde ileride servikal kansere dönüşebilecek olan kanser öncüsü değişikliklerin belirlenmesi ve servikal kanserin henüz başlangıçta yakalanabilmesi amacıyla kullanılır.
Pap testi nasıl uygulanır?
Genellikle rutin jinekolojik muayene sırasında uygulanır. Doktorunuz spekülüm denen ve rahim ağzı ile birlikte vajinanın da görülmesini sağlayan bir aparatla vajina ve serviksi gördükten sonra, yumuşak bir fırça serviks dokusuna sürülerek hücre örnekleri alması sağlanır. Alınan hücre örnekleri lam denen cam parçaları üzerine aktarılarak incelenmek üzere sitopatoloji laboratuarına gönderilir.
Pelvik inflamatuar hastalık (PID)
PID, kalça çukuru içinde bulunan uterus (rahim), tüpler, overler (yumurtalıklar) ve bu organlara ait bağ ve zarların enfeksiyonuna denir. Sıklıkla doğurganlık çağındaki, cinsel olarak aktif kadınları etkiler.
PID karın içinde ve özellikle tüplerde yapışıklıklar meydana getirmek suretiyle kısırlığa yol açabilir. PID ihmal edildiğinde kadınlarda ölüme neden olabilmektedir. PID in en sık nedeninin seks yoluyla geçen hastalıklar olduğu düşünülmektedir. Tedavi edilmediği taktirde en sık PID e neden olan enfeksiyonlar gonore (bel soğukluğu) ve clamidya enfeksiyonlarıdır.
PID’de ilk olarak etken mikro organizma serviksi (rahim ağzı) enfekte eder, daha sonra enfeksiyon uterus, tüpler, overler ve karın boşluğuna yayılabilir. PID tıbbi ya da hijyenik yolla olmayan düşükler, doğum sonrası veya herhangi bir vajinal enfeksiyon varlığında spiral takma girişiminde bulunulması sonucu da oluşabilmektedir.
Belirtiler
- Kötü kokulu vajinal akıntı
- İdrar yaparken sancı veya ağrı
- Karın alt kısmında ağrı
- Anormal kanamalar
- Ateş, titreme
- Bulantı ve kusma
Tanı
Doktor hastalığa ilişkin şikayetleriniz, kullandığınız doğum kontrol yöntemi, sizin ve partnerinizin seksüel alışkanlıklarınızı da içeren sorular soracaktır. Daha sonra pelvik muayene yapacaktır. PID in teşhisi her zaman çok kolay olmamaktadır, karın içinde ağrı oluşturan apandisit gibi benzer akut hastalıklardaki ağrı ile karıştırılabilir.
Enfeksiyonu tespit etmek için servikal sürüntü örnekleri mikroskobik incelemesi ve kan testleri uygulanır. Teşhis konusunda hala bir şüphe varsa karın içinde enfeksiyona bağlı olarak herhangi bir yerde apse ya da cerahat olup olmadığını değerlendirmek için ultrasonografi yapılır. Bunlarla tanı halen koyulamazsa karın içini görmek ve gerekirse bir takım girişimlerde bulunmak için karın içine sokulan optik tüpler yoluyla yapılan laparoskopi gerekli olabilir.
Korunma
Hem erkek hem de kadın açısından tek partnerli bir cinsel yaşam PID için koruyucudur. Yeni bir cinsel partnerle ilişkilerde prezervatif, diyafram ve servikal kap gibi bariyer yöntemlerinden birinin kullanılması da seks yoluyla geçen hastalıklardan koruma sağlar. Seks yoluyla geçen bir hastalık ya da PID oluştuğunda sadece hastanın kendisi değil onun partnerlerinin de tedavi edilmelidir.
Tedavi
PID in esas tedavisi antibiyotiklerdir. Birden fazla etken mikro organizma var ise kombine antibiyotik tedavileri önerilir. Antibiyotikler enfeksiyonun şiddetine göre ağız yoluyla veya tercihen hastanede damar içi yoluyla uygulanabilmektedir. Tedavi süresi 10 - 14 gün kadardır, doktor tarafından önerilen tedavi periyodu tamamlanmadan tedavi kesilmemesi gerekir.
Ayrıca aktiviteyi azaltarak dinlenmek de vücudun yeniden toparlanması için gereklidir. Doktorunuzun önerilerine uymak,verilen tedaviyi düzenli ve tam olarak uygulamak ve çağırıldığınız kontrollere zamanında gitmek sağlığınız için önemlidir.Yeni bir enfeksiyondan korunmak için de seks partnerlerinizin de tedavi edilmesi şarttır.
Çok yüksek ateş, bulantı ve kusma varsa, teşhis kesin olarak konulamamış ve apandisit için ayırıcı tanı yapılamamışsa hastanede takip gerekebilir. Eğer antibiyotikle tedavi yeterli olmazsa cerrahi tedavi gerekebilir.
PID, kalça çukuru içinde bulunan uterus (rahim), tüpler, overler (yumurtalıklar) ve bu organlara ait bağ ve zarların enfeksiyonuna denir. Sıklıkla doğurganlık çağındaki, cinsel olarak aktif kadınları etkiler.
PID karın içinde ve özellikle tüplerde yapışıklıklar meydana getirmek suretiyle kısırlığa yol açabilir. PID ihmal edildiğinde kadınlarda ölüme neden olabilmektedir. PID in en sık nedeninin seks yoluyla geçen hastalıklar olduğu düşünülmektedir. Tedavi edilmediği taktirde en sık PID e neden olan enfeksiyonlar gonore (bel soğukluğu) ve clamidya enfeksiyonlarıdır.
PID’de ilk olarak etken mikro organizma serviksi (rahim ağzı) enfekte eder, daha sonra enfeksiyon uterus, tüpler, overler ve karın boşluğuna yayılabilir. PID tıbbi ya da hijyenik yolla olmayan düşükler, doğum sonrası veya herhangi bir vajinal enfeksiyon varlığında spiral takma girişiminde bulunulması sonucu da oluşabilmektedir.
Belirtiler
- Kötü kokulu vajinal akıntı
- İdrar yaparken sancı veya ağrı
- Karın alt kısmında ağrı
- Anormal kanamalar
- Ateş, titreme
- Bulantı ve kusma
Tanı
Doktor hastalığa ilişkin şikayetleriniz, kullandığınız doğum kontrol yöntemi, sizin ve partnerinizin seksüel alışkanlıklarınızı da içeren sorular soracaktır. Daha sonra pelvik muayene yapacaktır. PID in teşhisi her zaman çok kolay olmamaktadır, karın içinde ağrı oluşturan apandisit gibi benzer akut hastalıklardaki ağrı ile karıştırılabilir.
Enfeksiyonu tespit etmek için servikal sürüntü örnekleri mikroskobik incelemesi ve kan testleri uygulanır. Teşhis konusunda hala bir şüphe varsa karın içinde enfeksiyona bağlı olarak herhangi bir yerde apse ya da cerahat olup olmadığını değerlendirmek için ultrasonografi yapılır. Bunlarla tanı halen koyulamazsa karın içini görmek ve gerekirse bir takım girişimlerde bulunmak için karın içine sokulan optik tüpler yoluyla yapılan laparoskopi gerekli olabilir.
Korunma
Hem erkek hem de kadın açısından tek partnerli bir cinsel yaşam PID için koruyucudur. Yeni bir cinsel partnerle ilişkilerde prezervatif, diyafram ve servikal kap gibi bariyer yöntemlerinden birinin kullanılması da seks yoluyla geçen hastalıklardan koruma sağlar. Seks yoluyla geçen bir hastalık ya da PID oluştuğunda sadece hastanın kendisi değil onun partnerlerinin de tedavi edilmelidir.
Tedavi
PID in esas tedavisi antibiyotiklerdir. Birden fazla etken mikro organizma var ise kombine antibiyotik tedavileri önerilir. Antibiyotikler enfeksiyonun şiddetine göre ağız yoluyla veya tercihen hastanede damar içi yoluyla uygulanabilmektedir. Tedavi süresi 10 - 14 gün kadardır, doktor tarafından önerilen tedavi periyodu tamamlanmadan tedavi kesilmemesi gerekir.
Ayrıca aktiviteyi azaltarak dinlenmek de vücudun yeniden toparlanması için gereklidir. Doktorunuzun önerilerine uymak,verilen tedaviyi düzenli ve tam olarak uygulamak ve çağırıldığınız kontrollere zamanında gitmek sağlığınız için önemlidir.Yeni bir enfeksiyondan korunmak için de seks partnerlerinizin de tedavi edilmesi şarttır.
Çok yüksek ateş, bulantı ve kusma varsa, teşhis kesin olarak konulamamış ve apandisit için ayırıcı tanı yapılamamışsa hastanede takip gerekebilir. Eğer antibiyotikle tedavi yeterli olmazsa cerrahi tedavi gerekebilir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)