Cinsel ilişkiyle oluşan baş ağrıları tehlikeli midir?
Memorial Hastanesi Nöroloji Bölümü'nde Uzm.Dr.Abdullah Özkardeş, cinsel ilişki ile olan baş ağrıları hakkında bilgi verdi.

Baş ağrıları insanlığın en büyük problemlerinden biridir. Her insan hayatı boyunca en az 3 kez şiddetli baş ağrısı yaşamaktadır. Tüm dünyada baş ağrıları için yılda 13.000 ton aspirin kullanılmaktadır. Hafif veya 1-2 kez olan ağrılar için insanların pek çoğu, doktora baş vurmamaktadır. Bu nedenle baş ağrılarının gerçek sıklığını tahmin edebilmek de güçtür.

Baş ağrıları, geniş bir hastalıklar grubudur ve birçok türü bulunmaktadır. 13 baş ağrısı ana grubu bulunmakta ve bunlarda alt gruplara ayrılmaktadır. Migren ve gerilim tipi baş ağrıları, 2 önemli ve sık grubu oluşturmaktadır. Migren ve gerilim tipi baş ağrıları, 2 önemli ve sık grubu olşuturmaktadır. Seyrek görülen, fakat olduğunda oldukça rahatsız edici olan ve bazen hayati önemi de olabilen baş ağrısı türleri de vardır.

Baş ağrıları, öksürük, eksersiz ve cinsel ilişki ile tetiklenip başalyabilir. Bunlar bir tür efora bağlı baş ağrılarıdır. Cinsel aktivite, kompleks bir olaylar serisidir. Cinsel ilişki sırasında olan baş ağrıları, eskiden beri bilinmesine ve pek çok kişi tarafından yaşanmasına rağmen, çok iyi anlaşılabilmiş değildir. Hastalar, hastalığın ne kadar ciddi olup önemsenmesi ve ne gibi önlemler alınması gerektiği konularında bilgilenmek istemektedirler.

CİNSEL İLİŞKİYE BAĞLI BAŞ AĞRILARININ TİPLERİ

Cinsel ilişkiye bağlı baş ağrılarının 2 ana tipi vardır:

İyi huylu cinsel ilişki baş ağrıları
Orgazm öncesinde veya sırasında baş ve ensede olur. Cinsel aktivite ve heyecan arttıkça, ağrı yoğunlaşır. Kadın ve erkeği etkileyebilir. Birkaç dakika sürebildiği gibi saatleri de bulabilir. Çok rahatsızlık verici olabilir ve genellikle cinsel ilişkiyi sınırlar, sonlandırır. Ağrıyı yaşayanlar yine olabilecek diye cinsel ilişkiden kaçarlar.

Ağrı başlayınca orgazmdan önce ilişkinin sonlandırılması ile ağrı kesilebilir. Kas kasılmasından veya damarların genişlenmesinden olduğu düşünülmektedir. Bu tür ağrılar, geçmişinden migren ve gerilim tipi baş ağrıları olan hastalarda daha sık ortaya çıkmaktadırlar. Ağrılar birkaç ay içerisinde geçse de, hastaların yarısından 6 yıla kadar tekrarlayabilir.

Bazen birkaç hafta cinsel ilişkiden kaçınmak gerekebilir. Eğer bu yapılamıyorsa, ilişki öncesi ilaç almak gerekebilir. Stresi azaltmanın da, bu ağrılara iyi geldiği bilinmektedir.

Sildenafil (Viagra), bu ağrıların %10 kadarına iyi gelmektedir. Bazı hastalarda kilo verme, eksersiz yapma ve cinsel ilişkide daha pasif bir rol üstlenme, ilişki sırasında her zaman uygulanan postürün değiştirilmesi ve aynı gün ekstra cinsel aktiviteden veya aktivitelerden kaçınmak faydalı olabilir.

Cinsel ilişki sırasında ilik kez olan baş ağrısı
Hasta bu ağrıyı hayatında yaşadığı en kötü baş ağrısı olarak tanımlar. Bu tip baş ağrısı, aksi gösterilene kadar ciddi bir acil durumdur. Bu tür baş ağrısı, genellikle akut bir beyin kanamasına bağlıdır. Bu ağrılar sık değildir, fakat olduğunda hayatı tehdit edebilen ve acil değerlendirme ve tedavi gerektiren ağrılardır.

Cinsel ilişki sırasında olan beyin kanamaları, anormal bir damarın yırtılması sonucu oluşur. Anormal damarlar, anevrizma denilen damar balonlaşmaları veya Arterio-venöz malformasyon denilen doğuştan gelen anormal damar iştirakleridir. Bunların yırtılması ile beynin yüzeyine veya beynin içine kanama olabilir. Böyle bir şüphe varsa beyin tomografisi incelemesi gerekir. Tomografide kanama bulgusu gözlenmez ise, bel bölgesinden beyin omurilik sıvısı almak gerekebilir ve bu sıvıda da kan aranır.

Kanın damardan çıkarak beyin etrafına veya içine yayılması, patlayıcı bir başağrısına neden olur. Cinsel ilişki sırasında olan kalp olan AVM?si olan insanlar, genellikle bunun farkında değillerdir. Tüm hayatları boyunca bunları taşırlar ve onlar yırtılıp kanadığı güne kadar bir yakınmaları olmayabilir. Böyle bir durum insan sağlığı için oldukça risk taşır.


Her iki tip baş ağrısında da bilinçlendirmek ve gerektiğinde tıbbi yardım aramak önemlidir.

Bu tür ağrısı olan erkek veya kadının önce dinlenmesi, muayene edilmesi ve şüphe uyandıracak bir durum varsa tomografik inceleme yapılması gerekir. Sonuçlara göre uygun bir tedavi yapılmalıdır.

Herşeyin normal olması, hayati riski ortadan kaldırır, fakat ağrının rahatsız edici ve cinselliği sınırlandırıcı etkisi devam eder. Ağrının yaşanması ve bu nedenle cinsel ilişkilerin sınırlandırılması oldukça önemli bir sağlık sorunudur.
Ömür boyu sürecek sağlıklı evlilikte cinsel yaşamın rolü
Bir ömür boyu sürecek sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşam büyük rol oynuyor. Cinsel uyumu korumanın püf noktalarını ve sağlıklı bir evlilik için çiftlere düşen görevleri Memorial Hastanesi'nden Uzman Psikolog Aslıhan Tokgöz anlattı.

Karşılıklı mutlu bir cinsel ilişki için nelere dikkat edilmelidir?
Cinsel ilişki, devam eden sağlıklı bir evliliğin en önemli bölümünü oluşturur. Karşılıklı olarak tatmin edici bir cinsel ilişki kendiliğinden otomatik bir şekilde olmaz. Emek ister.

Kişiliğin diğer özellikleri gibi her bir eşin cinselliği de kişiye özgüdür. Her bir eş cinselliğe yaklaşırken diğer eşe saygılı ve anlayışlı olmalıdır. Evlilikte cinsellik konusunda dikkat edilmesi gereken önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz.

Parasal konulara dikkat!
Cinsellik ve evliliğin diğer bölümleri birbiri ile ilişkilidir ve birbirini etkileyebilir. Örneğin parasal konulardaki sıkıntılar veya çatışmalar cinsel arzuların azalmasına sebep olabilir.

Kişisel inançlara saygı gösterin
Cinsellikle ilgili olarak her bir eşin kendisine göre neyin "doğru" neyin "yanlış" olduğu konusunda farklı görüşleri vardır. Gerçek yaşamda, iki eşin arasında yaşadığı cinsel ilişkide "doğrular" ve "yanlışlar" yoktur. Ancak her bir eşin kabul edilebilir veya kabul edilemez davranışlar konusunda inançları vardır. Kişisel inançlara anlayışla yaklaşılması ve saygı gösterilmesi gerekir, ancak bu çerçevede ortak bir yol bulunabilir

Yeniliklere açık olun!
Her iki eşin karşılıklı anlaşması üzerine, cinselliği rutin ve sıkıcı olmaktan kurtarmak için çaba sarf etmek gerekir. Bu anlamda cinselliğinize yenilikler katmak iyi bir fikir olabilir.

Filmlerdeki evliliğin etkisi altında kalmayın
Mümkünse filmlerde veya pembe dizilerde sunulan cinsellikten çok fazla etkilenmemeye çalışın. Sadece siz ve eşiniz cinsel ilişkiniz için en tatmin edici ve kabul edilebilir olanı bilebilirsiniz ve seçersiniz. Kendi cinselliğinizi, cinsellikle ilgili başkalarının "normal" saydığı filmlerde size sunulan "sorunsuz" ya da "ideaL" kalıplara uydurmaya çalışmayın.

Eşinizi tanımaya çalışın
Kadınlık ve erkeklilik bir bilinmezliktir; bu bilinmezlikle ilgili bir şeyler öğrenmeye açık olun ve birbirinize bu konuda yardımcı olun.

Cinselliği bir silah olarak kullanmayın
Bazı çiftler, evlilikteki diğer sorunları çözmek için cinselliği bir silah gibi kullanırlar ki bu yöntem sorunların daha karmaşık bir hal almasına, büyümesine ve cinsel problemlerin oluşmasına sebep olur.

Eşinizle konuşun
Evlilikteki diğer sorunlarda olduğu gibi tatmin edici sağlıklı bir cinsel ilişki de karşılıklı komünikasyona bağlıdır. İlişkinizde karşılaştığınız sorunları bekletmeden ertelemeden çözmeye çalışın ki dönüşümlü olarak cinsel ilişkinizi de etkilemesin. İçinizde sizi kurcalayan sorunlar olduğu sürece romantik olmak çok zordur. Eşinizle konuşmaktan korkmayın. Sevdiklerinizi, sevmedikleriniz, isteklerinizi, duygularınız eşinizle paylaşın. Paylaşın ve birlikte öğrenin.

Uzun ve sağlıklı bir evlilikte cinsel yaşamın rolü nedir?
Sağlıklı bir evlilik için beklentilerinizin gerçekçi olması gerekir. Genellikle, hepsi olmasa bile, evliliklerden mitsel düzeyde beklentiler vardır. Eğer evlilik içindeki gerçeklikler bu mitlerle uyuşmaz ise eşlerden biri veya her ikisi birden çok büyük hata yaptıklarını düşünebilirler.

İyi bir evlilik romantik mi olmalıdır?
Bütün ilişkilerin inişleri ve çıkışları vardır. Bazen evlilikteki zorluklar romantik duyguların üzerini örtebilir. Bütün çiftlerin aşkı hissettikleri ve yine bütün çiftlerin aşkı hissetmedikleri zaman vardır. Ama bu sadece duygularda aşkı hissetmemek aşkın orada olmadığı anlamına gelmez. Evlenilen kişinin bir başkasını mutlu etmek için ne gücü ne de yeterli yeteneği vardır. Mutluluk kişinin kendi içinden gelir. Evlilik ilişkisinin, kişinin mutluluğu ve kendisini iyi hissetmesi için yardımcı ya da destekleyici rolü vardır ancak mutluluğun esas kaynağı değildir.

Sadece sevgi bütün sorunların üstesinden gelebilir mi?
Evliliğin daima ilgiye ihtiyacı vardır. Evlilik ince örülen bir oya işi gibidir. Bir gecelik bir iş değildir. İnce detayları vardır ve hassas olmak gerekir. Eşler tutarlı ve sürekli bir şekilde birbirlerinin ihtiyaçlarına ve beklentilerine hassas bir şekilde yaklaşırlarsa ve ilişki içerisindeki değişikliklere adapte olabilirlerse işte o zaman aşk ve sevgi süreklilik kazanır ve sorunlar daha kolay aşılır. Daha sağlıklı bir cinsel birliktelikte o zaman ortaya çıkar.

Bir eş ne kadar zeki olursa olsun veya ne kadar güçlü kişisel özellikleri olursa olsun eşinin beyninden geçenleri okuyabilmek gibi bir yeteneği olamaz. Duygusal, fiziksel, sosyal ve finanssal ihtiyaç ve beklentiler açık bir şekilde sözel olarak iletilmelidir. Eşin gerçekçi bir şekilde o ihtiyacı veya beklentiyi karşılayabilme gücü varsa bunu gerçekleştirebilmek için önce böyle bir ihtiyacın ve beklentinin varlığından haberdar olması gerekir.

Evlilikteki çatışmalar sevginin az olduğunu mu gösterir?
Evlilikte çatışmalar ve kargaşalar kaçınılmazdır ancak bu çatışmalar evliliğe zarar vermek zorunda değildir. Eşlerin geçmişlerine, büyüdükleri ortamlara ve yaşadıkları olaylara bağlı olarak farklı görüş açıları ve farklı duyguları vardır. Bu farklılıklar bir eşin doğru diğerinin yanlış olduğu anlamına gelmez; sadece eşlerin birbirlerinden farklı düşünce ve duygulara sahip oldukları anlamına gelir. Çatışmalar, eğer uygun bir şekilde çözülürse, ilişki için sağlıklı bile olabilir. Çünkü eşler birbirlerinden yeni fikirler ve yeni bakış açıları öğrenmiş olacaklar. Önemli olan iki farklı insanın uyum içinde birlikte yaşayabilmesidir.

Bu bilgiler ışığında eğer eşler kendilerini iyi bir ilişkinin dinamikleri hakkında eğitmek için yeterince efor ve zaman harcarlarsa ve ilişkilerinde etkili ve doğru iletişim tekniklerini kullanırlarsa yıllarca sürecek sağlıklı ve doyurucu bir ilişki yaşama olasılıklarını ve şanslarını yükseltmiş olacaklardır.

Ayrıntılı Bilgi İçin:
Memorial Hastanesi
Cinselliği yaş değil beyin bitiriyor
Hormon dengesinde değişikliğe neden olan yaşlanma ve menopoz kadının, hem cinsel organlarının yapısını hem de cinsel isteği etkiliyor. Uzmanlar cinselliği yılların değil, beynin öldürdüğünü söylüyor.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)'ın düzenlediği toplantıda, yaşlılıkta kadın cinselliği ve cinsel mutluluğu etkileyen faktörler masaya yatırıldı. Kadınların, "yaşlandım, sarktım, şişmanladım" diyerek cinsel ilişkiden uzaklaşmasının, yaşla birlikte kuruyan ve atrofiye uğrayan cinsel organların işlevini iyice azalttığını, bunun da cinsel mutsuzluk anlamına geldiğini söyleyen uzmanlara göre boşanmalar en çok 50 ile 55 yaşları arasında gerçekleşiyor.

Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, Türkiye'de menopoz yaşının 48, yaşlılık için limitin ise 65 olduğunu söyleyerek menopozun cinsellikte önemli rol oynadığını söyledi. Prof. Ertüngealp, "Menopoz sonrası en önemli olay kilo almaktır, insülün rezistansı arttığı için eskisi kadar yense bile daha çok basen bölgesinden kilo alınır ve armut tipine dönüşülür. İkincisi ciltteki bozukluklardır, bu bozulma sadece yüzü değil bütün vücut ve vajeni etkiler" dedi.

VAJİNADAKİ KURULUK VE ATROFİ CİNSELLİĞİ ETKİLİYOR
Prof. Ertüngealp, "Östrojen eksikliğinde, vajina epiteli en çabuk kaybedilen yapıdır, üriner sistemle beraber vajina epitelindeki reseptörlerin azalmasıyla PH, yani asit baz dengesi değişir, vajinanın kurur ve atrofiye uğrar. Bunun birinci sonucu kadının kendisini anneanne olarak yani yaşlı görmesi, ikincisi cinsel ilişki sıklığı azaldığı için organın kullanımı da azalır ve atrofi olduğu için de acılar başlar" şeklinde konuştu.

BOŞANMALAR EN ÇOK 50-55 YAŞLARINDA OLUYOR
Menopoz döneminde kadınların yüzde 36'sında cinsellikle ilgili sorun gözlendiğini belirten Prof. Ertüngealp'e göre önlem alınmazsa cinsel mutsuzluk başlıyor ve bu durum, boşanmaların daha çok 50 ile 55 yaş arasında olmasını açıklıyor:

"Vajendeki değişiklikler ve acı kadını seksten kaçmaya ve cinsellikten soğumaya iter. Bu nedenle yaşam kalitesini yüksek tutmak için ciltle mücadele ediyor, spor yaptırıyor, kilo alımını önlüyor ve kişiye özel hormon tedavileri uyguluyoruz."

YAŞLI KADIN DEĞİL, YAŞINI ALAN KADIN
İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Cinsel Tedaviler Programı Başkanı Prof. Dr. Arşaluys Kayır ise yaşlılığın da cinselliğin de aniden çıkmadığını, bunun bir değişim ve yılların birikimi olduğunu söyleyerek, "bu dönemi yaşlı kadın değil, yaşını alan kadın diye nitelendiriyorum. Bu dönem bilgiler, anılar ve tatlarla ilgili bir birikimdir ve gençlik ile orta yaşta oluşmaya başlayan bu birikim yaşlılıkta kullanılır" şeklinde konuştu.

YAŞLILARIN YÜZDE 70'İ DUYGUSALLIKTAN HOŞLANIYOR
Araştırmalara göre, yaşlıların yüzde 70'i fiziksel yakınlıktan ve duygusallıktan hoşlanıyor. Cinsel birleşme olmadan dokunma ve okşanmaktan hoşlanma oranı kadınlarda yüzde 64, erkeklerde ise yüzde 82. Prof. Kayır'ın sözleri de bu sonuçları destekliyor:

"Yaşlılıkta erkekte de değişiklik oluyor, heyecanlar duruluyor ve ilişkilerde hız düşüyor. Bunlara bir de kadının,'yaşlandım, sarktım, şişmanladım'diye düşüncelerinin eklenmemesi gerek. Belli noktalara takılıp kalınmamalı, iki tarafın da bedenlerinin sadece belli noktalarıyla değil bütünüyle ilgilenilmeli. Fizyolojik değişimler olabilir ama sadece bunları önemsememek gerekir, ruhsal ve duygusal ilişkinin boyutu da cinsellikte çok önemli."

İŞLEYEN DEMİR IŞILDAR
"Kadınlar cinsellik açısından en yüksek noktaya 30'lu yaşlarda ulaşır, cinsel ilişkinin orgazm ile sonlanması gerekir, oral seks daha çok gençler içindir" gibi cinsel mitlerin, 50 yaşından sonra hekime başvurmayı engellediğini ifade eden Prof. Kayır, "sönük bir cinsel yaşam, kadının mutsuz olduğu anlamını taşımasa da cinsellik insana iyi gelir ve unutulmamalıdır ki işleyen demir ışıldar, yani kadın her yaşta aktif olmalı. Coşkusu adına cinselliği yaşamalı, bunu da sadece orgazm olarak nitelendirmek doğru değil. Birisinin onu cinsel olarak çekici bulduğunu düşünmek, kadının psikolojisi üzerinde olumlu etki yapar" dedi.

Haber: Ntvmsnbc
Kadınlarda cinsel fonksiyonlar ve nörolojik problemler
Erkeklerde cinsel sorunlar, geniş bir şekilde çalışılmış ve anlaşılmıştır. Kadınlarda görülen cinsel sorunlar ise, kültürel nedenler ve metot farklılıkları nedeniyle daha az çalışmanın konusu olmuştur.

Kadınlarda cinsel yanıtlar, 3 aşamadan oluşur:

* cinsel istek
* tahrik
* orgazm

Cinsel istek ve tahrik
Çeşitli iç ve dış cinsel organlar (vagina, clitoris, uterus gibi), kadınların cinsel fonksiyonlarına katılırlar. Erkeklerdeki sertleşme düzenine benzer şekilde, kadınlarda vaginaya kan akımı artar. Bu da vaginada nemlenmeye ve klitoriste sertleşmeye neden olur. Cinsel tahrik sırasında, cinsel organların kan akımı ve duyarlılıkları artar ve vaginal kanalda nemlenme olur.

Orgazm
Orgazm sırasında ise, uterusun ve çevredeki kasların ritmik kasılmaları görülür. Beyinde, hipotalamus ve limbik sistem denilen yapılar, tahrik sırasında rol alırlar. Bazı biokimyasal maddeler (VİP ve NO gibi), kasların gevşemesinde ve kan akımının artmasında etkilidirler. Ayrıca çeşitli hormonlar da, kadınlardaki cinsel fonksiyonları etkilerler. Östrojenin, vaginanın hücresel devamlılığında ve kan akımında, androjenlerin ise istek, cinsel tahrik ve orgazm üzerinde önemli etkileri bulunmaktadır.

Kadınlardaki cinsel fonksiyonların nörolojik kontrolü
Klitoris, erkeklerde bulunan penis başına karşılık gelen bir organdır. Sinir yoğunluğu, penis başının 2 katı kadardır. Yani çok daha kolay uyarılır. Klitoriste ağrıya, basınca ve harekete duyarlı 3 çeşit sinir ucu bulunur. Klitoristeki sinirler, pudental adı verilen bir sinire katılırlar ve bu yolla omuriliğe bağlanırlar.

Klitorise ek olarak, vaginanın ön duvarındaki alanlar da cinsel uyarıya duyarlıdırlar ve buraya G-spot denilir. Bu alanların uygun bir şekilde uyarılması ile orgazma erişilebilir. Kadın orgazmı, bir ılıklık duygusunun yayılması, ardından 10-50 saniye süren vaginal kaslarda kasılmalar ile karakterizedir. Kadın orgazmının uyarım yerlerindeki farklılığa bağlı olarak birkaç çeşidi vardır.

Kadınlarda görülen cinsel fonksiyon bozuklukları
Kadınlarda görülen cinsel fonksiyon bozuklukları, oldukça çeşitli nedenlere bağlıdır ve şöyle sınıflandırılabilir:

* Azalmış cinsel istek bozuklukları

* Cinsel iğrenme bozuklukları

* Cinsel tahrik bozuklukları

* Orgazm ile ilgili bozukluklar

* Cinsel ağrı bozuklukları

* Kan akımı yetersizliğine (ateroskleroz) bağlı bozukluklar

* Nörolojik hastalıklara bağlı bozukluklar

* Hormonal değişikliklere bağlı bozukluklar

* Kullanılan ilaçların yan etkilerine bağlı bozukluklar

* Psikolojik kökenli olanlar

Nörolojik hastalıklar ve cinsel fonksiyon bozuklukları
Kadınlarda bazı nörolojik hastalıkların seyri sırasında, cinsel fonksiyon bozuklukları görülebilir. Kadın cinsel fonksiyonları


* Cinsel istek

* Tahrik olma

* Nemlenme

* Orgazm olma

* Cinsel doygunluğa ulaşma

* İlişki sıklığı

* Ağrı

açılarından sorgulanır.

Kadınlarda cinsel fonksiyonları nörolojik olarak değerlendirebilmek için, detaylı bir öykü alınmalı, muayene yapılmalı ve cinsel organlardaki sinirlerin işleyişleri için testler yapılmalıdır. Bu testler, pudental uyarılmış yanıtlar (cinsel organlardan uyarıp, beyinden kaydetmek), cinsel organların ciltleri üzerinden kayıt edilen deri yanıtları ve cinsel organlardan uyarılıp, yakın kaslardan kayıt edilen refleks yanıtlardır. Ayrıca cinsel organların yüzeyel duyuları da değerlendirilmelidir.

Parkinson Hastalığı, Multipl Skleroz, Beyin Damar hastalıkları (İnmeler), Epilepsi, şeker hastalığına bağlı oluşan sinir harabiyetleri (nöropatiler), Omurilik Travmaları kadınlarda cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açabilirler. Multipl Skleroz, sıklıkla cinsel istek kaybı ve tahrik olamama gibi yakınmalara ve daha az sıklıkla orgazm olamamaya neden olabilir.

Şeker hastalarının yarısından daha fazlasında cinsel fonksiyon bozuklukları ortaya çıkmaktadır. Bunlar, şeker hastalığının süresi ve şiddeti ile ilgili değildirler. Şeker hastası bayanlarda olan ana yakınma vaginal nemlenmenin azalmasıdır. Bu da cinsel birleşmeyi tatsız bir hale sokar. Kadınlarda görülen bu nemlenme azalması, erkeklerdeki sertleşme zorluğunun eşitidir. Nemlenme azalması, sinirlerin ve damarların şeker hastalığı nedeni ile etkilenmesi sonucu ortaya çıkar.

Memorial Hastanesi
Güvenli seksin yolları
Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre, cinsel yolla bulaşan hastalıklara her yıl yaklaşık 340 milyon yeni vaka ekleniyor. Hastalık riskini azaltmak için güvenli seks şart koşuluyor.

CETAD'ın "Yaşam Boyu Cinsel Sağlık, sizin de hakkınız" projesi kapsamındaki'Güvenli cinsellik'toplantısında cinsel yolla bulaşan hastalıklar ve güvenli cinsellik masaya yatırıldı. İstanbul Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nuray Özgülnar ile Yıldız Teknik Üniversitesi Sağlık Merkezi Başhekim Yardımcısı Uz. Dr. Haluk Pektaş, riskli cinsel davranışları, riski azaltan faktörler ile erkek ve kadının alacağı önlemleri anlattı.

İstenmeyen gebelikler ya da cinsel temas yoluyla bulaşan hastalıklar, önlem alınmayan cinsel ilişkilerin taşıdığı ciddi sağlık risklerini oluşturuyor. Cinsel yaşamın kuralsız olmadığını belirten uzmanlar, cinsel yolla bulaşan hastalıkların yayılmasının en büyük nedenini, birden çok eşle ve korunmadan cinsel ilişkiye girmek olarak özetliyor.

Güvenli cinsel yaşam
Güvenli cinsellik, "Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara yakalanmamak veya yakalanma risklerini azaltmak, istenmeyen gebelikleri engellemek için yapılacak davranış biçimleri" olarak tanımlanıyor. Güvenli cinsel davranışların başında ise cinsel ilişkiden kaçınma ya da cinsel ilişkiyi erteleme geliyor.

Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar
Cinsel organlarda belirti göstererek veya belirti vermeden seyredebilen cinsel enfeksiyonlar, her ülkede önemli bir halk sağlığı sorunu. Dünya Sağlık Örgütü'nün tahminlerine göre, her yıl yaklaşık 174 milyon trikomonas enfeksiyonu, 92 milyon klamidya enfeksiyonu, 62 milyon gonore yani bel soğukluğu, 12 milyon sifiliz yani frengi olmak üzere 340 milyon yeni vaka ekleniyor. Bu enfeksiyonlar arasında en yaygın olarak bilinenler ise belsoğukluğu, Frengi ve HIV enfeksiyonu. Bu enfeksiyonlara neden olan 30'dan fazla etken bulunuyor. Bu etkenler, cinsel organlarda, deride, ağızda, anüste, boğazda, gözde görülebildiği gibi tüm bedeni de sarabiliyor.

Biyolojik yönden bulaşmayı artıran faktörler
hem biyolojik hem de sosyal faktörler, cinsel yolla bulaşan hastalıklara karşı kadınları daha duyarlı hale getiriyor. Vajinayı döşeyen doku yüzeyinin geniş olması, genç kadınlarda daha duyarlı olan rahim içindeki zar dokusunun dışarı taşması, toplumsal ayrımcılık nedeniyle kadınların sağlık hizmetlerinden daha az yararlanması ve sağlık kurumlarına başvuramaması kadınların bu enfeksiyonlara yakalanma riskini artırıyor. Sünnetsiz olmak ya da sünnet derisinin penis üzerinde kıvrılması ise erkeklerdeki risk faktörleri.

Riskli cinsel davranışlar
Cinsel yolla bulaşan hastalıkların birinci sorumlusu cinsel ilişki. Ancak, bulaşma riskini artıran riskli davranışlar da var.

Özellikle Kondom kullanmadan, vajinal, oral veya anal cinsel ilişkiye girilmesi durumunda cinsel yolla bulaşan hastalıklara yakalanma riski yükseliyor. Sık cinsel eş değiştirmek, birden fazla cinsel eşe sahip olmak, cinsel eşin birden fazla cinsel eşinin olması, son bir yıl içinde geçirilmiş cinsel yolla bulaşan hastalık öyküsü, seks işçileri ile cinsel ilişkide bulunma riskli cinsel davranışlar arasında sayılıyor.

Riski azaltan faktörler
Eşin ya da sevgilinin bedeninden salgılanan sıvılarla (vajina, anüs veya ağız) temas etmemek

Cinsel organlarda oluşan yaralara ya da kabarcıklara dokunmamak

Yara veya enfeksiyon varlığında cinsel ilişkide bulunmamak

'Erkek kondomu'kullanırken dikkat edilecek noktalar
Kondomun son kullanım tarihine kontrol edilmeli

Her ilişkide yeni bir kondom kullanılmalı

Kondom dar pantolon ceplerinde ya da uzun süre cüzdanda taşınmamalı. Çünkü bu alanlar kondom için sıcak ortamdır ve kondomun koruyucu özelliğini azaltabilir

Kondom ilişkinin başında takılmalı

İlişki bittiğinde penis sertliğini tam kaybetmeden, kondom penisle beraber dışarı alınmalı

Kondom, penisin üzerinden kağıt bir mendil ile tutularak çıkarılmalı

Eğer ilişkinin herhangi bir yerinde kondomun zarar gördüğü fark edilirse kondom hemen yenisi ile değiştirilmeli

'Kadın kondomu'kullanırken dikkat edilecek noktalar
Kuru, kirli, esnekliğini kaybetmiş, sararmış, yapışkan ve zedelenmiş kondomlar kullanılmamalı

Kadın kondomu herhangi bir cinsel temas olmadan önce yerleştirilmeli

Kondom paketini açmak için diş ya da kesici bir aleti, makas kullanılmamalı

Kadın kondomu, erkek kondomu ile birlikte kullanılmamalı.

Kaynak: ntvmsnbc
Erkekler cinsellik konusunda yaşadığı sorunlardan utanıyor
Erkekler, özellikle kendilerini güçlü saydıkları cinsellik konusunda yaşadıkları sıkıntıları uzman bir hekimle paylaşmayı reddediyor.

Araştırmalara göre, dünya üzerinde 152 milyon erkek seksüel disfonksiyondan yani cinsel fonksiyon bozukluğundan yakınıyor.

40 yaş üstü erkeklerin yüzde 5'i, 65 yaş üstü erkeklerin de yüzde 15-20'si kronik, 40-70 yaş arası erkeklerin ise yüzde 50'si hayatlarının bir döneminde geçici de olsa bu sorunla karşılaşıyor.

Rakamlar, Türkiye'de de erkeklerin bu konuda fazlasıyla çekimser olduğunu ortaya koyuyor. Kimi korktuğu kimi de kendine bu tür bir hastalığı yakıştıramadığı, hastalığı reddettiği için doktora gitmiyor.

Rakamlara göre, Türkiye'de bu sorunu yaşayan erkeklerin sadece yüzde 2'si doğru teşhis ve tedaviden faydalanabiliyor ve bu durum erkeğin cinsel yaşamında olumsuzluklara yol açtığı gibi beraberinde daha birçok sorun getiriyor.

Cinsel hayatında yaşadığı sorunlar nedeniyle doktora gitmeyen erkeklerde, psikolojik sıkıntılar, ailevi sorunlar, toplumda kendini yalnız hissetme, başarısızlık hissi, kendine güvensizlik gibi sıkıntılar ortaya çıkıyor.

Hatta bu sıkıntılar nedeniyle zaman zaman çiftlerde boşanma noktasına bile gelinebiliyor.

Bir erkeğin cinsel yaşamında sorunlar yaşamasının normal bir durum olduğunu belirten Op. Dr. Mehmet Kırdar, bu tip bir sorunla karşılaşıldığı zaman bir hekime başvurulması gerektiğini ifade ediyor.

Op. Dr. Mehmet Kırdar, birçok erkeğin, sorunu, sanki sadece kendi yaşıyormuş gibi algıladığını, bunun da toplumda genel bir utanma duygusu yarattığını vurguluyor.

Sorunların doğru zamanda teşhis edilmesiyle çözülebileceğine de dikkat çeken Op. Dr. Mehmet Kırdar, bu tip durumların vücudun herhangi bir organında yaşanan sağlık sorunundan farksız olduğunu ifade ediyor.

Op. Dr. Mehmet Kırdar, birçok erkeğin sorunlarının tedaviyle giderilebileceğini, ancak endişe, korku, çekingenlik ve benzeri nedenlerle doktora başvurulmadığı için daha büyük sıkıntılar ve sağlık sorunlarıyla karşılaştıklarını da dile getiriyor.
Cinsellikte normallik ve anormallik
CETAD toplantısında cinsellikte normal ve anormal kavramlarına dikkat çekildi. Prof. Dr. Mehmet Sungur, "Sevişirken partnerinin ince topuklu ayakkabı giymesini istemek klinisyenler için anormal olabilir ama iki taraf da memnun ise normaldir"dedi.

Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD)'ın "Yaşam Boyu Cinsel Sağlık, Sizin de Hakkınız" projesi kapsamında altıncı dosyasını erkek cinselliği üzerine hazırladı. Erkeklerde en sık görülen fonksiyon bozukluğunun erken boşalma, en sık hekime başvuru nedeninin ise ereksiyon problemi olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Sungur cinsellikte çok konuşulan normal ve anormal kavramlarının değişkenlik gösterdiğini söyleyerek sınırları, cinselliği paylaşan bireylerin çizdiğine ve normal ve anormal kavramlarının sürekli değiştiğine vurgu yaptı.

Cinsel normların değişkenliğini çan eğrisine benzeten Kognitif ve Davranış Terapileri Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Sungur, nelerin çanın ortasına, nelerin uçlara düştüğünü, cinselliği yaşayan bireylerin belirlediğinin altını çiziyor.

Prof. Sungur, bir cinsel aktivitenin ne zaman normal, ne zaman anormal olduğu sorusuna ise örneklerle cevap veriyor. "Mesela erkek kadına, ?Sevişirken çıplak olmanı ve uzun ince topuklu ayakkabı giymeni istiyorum'diyor ve kadın bunun mahsuru olmadığını düşünüyor. Klinisyen gözüyle baktığımızda, ?Acaba bu adam fetişist mi?'gibi sorular aklımıza gelebilir ama burada bizim ne tanı koyduğumuzun hiçbir değeri yok. Çünkü eşler buna olur veriyorsa hiçbir sorun yok demektir. Kadın ince topuklu sivri ayakkabıyı giyiyor ve cinsellik yaşanıyor."

ERKEĞİ KADIN DEĞİL AYAKKABI UYARIYORSA ANORMALDİR
Prof. Sungur, böyle bir durumun anormal boyuta geçmesini ise şöyle açıklıyor."Yüksek topuklu, sivri burunlu ayakkabıyla yaşanan cinsellik uzun süre devam ediyor, yani erkek memnun, kadın memnun. Böyle baktığımız zaman son derece normal, hiçbir anormallik yok. Çünkü bu her iki partnerin onayladığı ve kimseye zarar vermeyen bir davranış. Ancak aradan aylar geçiyor ve aylar sonra kadın ayakkabıyı giymeden cinsellik yaşamak istiyor ama bu sefer erkekte ereksiyon olmuyor. O zaman kadın, erkeği uyaran şeyin kendisi değil, ayakkabı olduğunu anlıyor ya da öyle düşünüyor ki işte o zaman normal olan davranış, anormal olmaya başlıyor. Kadın, ayakkabısının kendisinden daha çekici olduğunu anladıktan sonra, bu partnerle cinsellik yaşamak istemiyor.

İKİ TARAF DA MEMNUNSA NORMALDİR
"Burada bir zamanlar normal olan bir durumun, bir süre sonra nasıl anormal olduğunu görüyoruz" diyen Sungur, "bizim açımızdan bakarsanız ayakkabı ile uyarılan birisi ilk bakışta fetişist gibi gözüküyor ama siz adını ne koyarsanız koyun, her iki partner de memnun ise onların cinselliği belirli bir noktaya gelinceye kadar normal devam eder" şeklinde konuşuyor.

HAYAL VE FANTEZİLER PAYLAŞILMALI MI?
Cinsellikte hayal ve fantezilerin paylaşımı ile ilgili olarak "İnsanların fantezileri vardır ve bunlar cinsellik anında kullanılabilir. Ama çiftler bazen birbirlerinin fantezilerine bile sahip çıkıyor ve onların anormal olduğunu düşünebiliyor" diyen Prof. Sungur'a göre bu durum, çiftler arasında dengenin bozulmasına neden oluyor ve hayal etmeyi de suç gibi algılatıyor. "Eğer kişi hayalini paylaşıyorsa partnerinden bir tepki beklemediği, doğal karşılayacağını bildiği ya da hesapladığı için paylaşıyordur. Mesela ilişki esnasında bir başka kadının ya da erkeğin adının geçmesinin sorun olup olmaması yine bireylere kalmış bir durumdur."

EN ÇOK DANIŞILAN KONU GRUP İLİŞKİLERİ
Cinsel normların zaman içinde değiştiğine vurgu yapan Prof. Sungur, "En çok başvuru nedeni olan konular neler" sorusuna ise şu cevabı veriyor. "Bize en çok danışılan konulardan biri iki çiftin bir arada olduğu cinsel ilişki, yani iki çiftli grup. Kişi eşine, ?Seninle hep aynı cinselliği yaşamaktan bıktım ve cinsel hayatıma bir renk katmak istiyorum, bu rengi katabilmek için de bir önerim var, aksi taktirde seninle olmayacak ve evliliğimiz riske girecek. Ve ben biliyorum ki x çifti de birlikte seks yapmayı gayet normal buluyor, bunlarla seks yapmaya ne dersin? diyor.

NORMAL OLAN BİR SÜRE SONRA ANORMALE DÖNÜYOR
"Son derece şaşırtıcı ve rahatsız edici bir teklif olmasına rağmen eşini kaybetmek istemeyen bir kadın, ?Kocam bunu teklif edebiliyorsa, başka insanlar da bunu yapıyorsa ve kocamı da kaybetmek istemiyorsam o zaman belki de bu olabilecek bir şeydir ve belki de çok anormal değildir'diyebiliyor. Ancak başlangıçta normal gelen bu durum eşlerden biri ya da her ikisi, ya da her iki çift için de kendi değerlerine çok ters düştüğü için zamanla suçluluk, pişmanlık, öfke ve kızgınlık yaratabiliyor."

İKİ TARAF DA ÖDÜL ALIYORSA SORUN ÇIKMIYOR
Ahlaki değerlerin eşler için standart olduğunu kabul ederek, normal gibi gözüken ve gerçeğe dökülen fantezilerin de bir süre sonra anormale dönüşebildiğini bu şekilde örnekleyen Prof. Sungur, "Normal ve anormal arasındaki geçişler sürekli mevcut. Bu durum, her iki eşin yapılan aktiviteden ne kadar ödül aldığı, her iki tarafın da ne kadar tatmin olduğu ile ilgilidir. Ancak sadece bir tarafın tatmin olduğu durumlarda, normal bir davranış bir süre sonra ödül almayan eş tarafından anormale dönüşebiliyor. Yani bunun normal olup olmadığını bizler söylemiyoruz, eşlerden biri ya da her ikisi bunların normal olduğuna inanıyor ya da inanmak istiyor."

Kaynak: ntvmsnbc.com